NevÅŸehir sanayisinde iki manzara karşılar insanı. Bir tarafta yılların emeÄŸiyle bulunduÄŸu mekana kök salmış, dev bir çınara dönüşmüş ustalar, diÄŸer tarafta çok hızlı kurulmuÅŸ ve zaman eleÄŸinin üzerinde kalmaya çalışan yeni fidanlar…
Ben bu hafta o eski çınarlardan birinin yanına gittim.
Arabamın sol ön farı yanmıyordu birkaç gündür. Fırsat bu fırsat diyerek sabah saat dokuzda düştüm yollara. Elektrikçi Suat Usta’nın dükkanına vardım. Kaporta boyacısı Ali Usta henüz gelmemiÅŸti, dükkanının önüne çektim arabayı. Az sonra geldi, indi abisinden yadigar doÄŸanından. Arabasını dükkanının içine park etti. Suat Usta patlamış ampulü söküp yenisini takmak için bir telaÅŸ içindeydi.
Arabanın saÄŸ arka lambasının rengi solmuÅŸtu. Ali Usta, lambayı parlatırken lambanın diÄŸeri kadar parlamayacağını söyledi, elindeki macunla parlatmaya baÅŸladı. İşe baÅŸlamadan önce üzerini deÄŸiÅŸtirdi. Çay suyunu koydu. Ben bir köşede oturmuÅŸ, Ali Usta’yı izliyordum. Arada bir duvardaki eski takvimlere, duvarda asılı alet edavata bakıyordum. Ali Usta eski arkadaÅŸlarından birine parça boyasını yaptığı arabaya ne gibi iÅŸlemler uyguladığını ve eksiklerini anlatıyordu.
Suat Usta ampulü değiştirdi. Çay kaynadı. Bardaklara çaylar konuldu.
Çayın başında toplanan beş kişi olduk. Yoldan geçen tatlıcıdan tatlı aldık. Bir çayın sıcaklığı vardı dilimizi hafif yakan, bir de tatlı vardı geçmiş günleri hatırlatan.
Bir çapa motoruydu gündemimiz, yıllardır sanayide pişirilmiş dilin doğallığıyla konuşuyordu ustalar ve adı Recep olan müşteri.
Sonra megan bir aracın klima sorunu gündeme geldi. Meyvelerin ürün vermemesi de konuşma arasında geçti. Telefonlar çaldı, diller konuştu, diller sustu. Bambaşka bir çağda bambaşka bir dünyada işi dışında hayata tutunacak bir şey bulamayan, tüm ömrünü bu soğuk sanayi dükkanlarında harcayan çırakları düşündüm.
Usta olmak, iÅŸini eline almak, eÅŸ ve aÅŸ için mücadele etmek gibi hayalleri olan bu doÄŸal ve temiz insanların arasında, büyük hayallerimden ve sonu gelmeyen isteklerimden sıkıldım. Hayatı akışa bırakmanın ve geleni baÅŸ göz üstüne etmenin, musibetleri yalın bir dille anlatmanın ve külli iradeye teslim olmanın huzuru doldu içime. Ali Usta’nın yanından ayrılırken farlarım parlamış, dünyaya ve olaylara bakış açım deÄŸiÅŸmiÅŸti.
NevÅŸehir sanayisinde kim bilir daha ne cevherler vardı benim bilmediÄŸim. Kötülüğe inat iyiliÄŸi ayakta tutmaya çalışan cevherler…
FARLAR PARLATILIR (Kaporta boyacısı Ali TaÅŸkın Usta’ya…)
Dr. Harun Çolak
4 Köşe Yazısı
12 Ekim 2025, 18:46